Geleceği Karrtmak (11)
Kategori - Hikayeler ( Hikayesi )
Genç bir çift gördüğünde:
-Allah seni ona onu sana bağışlasın. Ama ola ki çocuğunuz olduğunda sakın elini bırakmayın..
Sonra mırıldanarak başını önüne eğiyordu.
-Çocuğunuza sahip çıkın.
Biri geliyordu sonra alıp götürüyordu uzaktan uzağa takip ederek, başka bir geçide yada yol kenarına yada bir trafik ışığına. Hep aynı şeyi söylüyordu içinden
-Çocuğunuza sahip çıkın.
Ağrına gidişi dayanılmaz olup da ağlamaklı hale geldiğinde başını önüne eğiyordu kimse görmesin diye. Kimsenin acımasını istemiyordu ya, topuğundan ters dönmüş ayağını da saklayamıyordu. Bir yeltense hele gizli gizli kendisini izleyen bir çift gözle karşılaşıyordu ki bu akşama başına ne geleceğini hatırlatıyordu kendisine. Tedirgin ürkek mahcup uzatıyordu gene yola doğru topuğunu.
En sevilendi aslında grubunda. Bu yaşta sözü dinlenir bir çocuktu arkadaşları arasında. Bir şey söylediğinde itiraz gelmiyor ve yapılabilecek bir şeyse yapılıyordu hemen. Seveni çoktu. Bu yüzden grubun lideri pek üzerine gidemese de zaman zaman patronlarına yaptığı yağcılık ve dolduruşla akıllara ziyan işkencelere maruz kalabiliyordu. “Biraz daha büyürsem” diyordu içinden, “Biraz daha büyürsem benden çekeceksiniz kısmetinizde ne varsa yaptıklarınızın hesaplarını. Çoğu arkadaşı da biliyorlardı onun bu düşüncesini.
Bir akşam herkesin yatmak için bir yere kıvrıldığı bir zamanda patron diye bildikleri muhittin yanında grup lideri olduğu halde içeri girdi bir hışımla. Öyle ki daha sesini çıkarma dan çıkardığı gürültüye bütün çocuklar ayaklanmıştı bile. Gerçi hepsi ezberlemişlerdi onun gelişini. Ve merakla bekliyorlardı piyango kime vurdu diye.
-Ulan Mesuut diye gürledi.
Başını tek kaldırmayandı her zaman olduğu gibi. Bu yüzden özellikle çok yemişti itin dayağını. Mağrur bir şekilde başını kaldırıp önce grup lideri ziya ya daha sonra muhittin’e döndü hafiften doğrularak.
-“Efendim” dedi isteksiz.
-Ulan eşşoğlu sen gene topuk kaçırıyormuşsun müşteriden doğrumu?
Daha bir şey demeye yelteniyordu ki kaba etlerine yediği ağır bir tekme darbesiyle yana düştü bir yere tutunamayıp.
-Kalk ulan dedi ayağa. Kalk da bir anlat mazeretin neymiş. Utanıyor musun piç. Yemeği indirirken löp löp hiç hayır demiyorsun. Yok ben bunu bugün hak etmedim bu günde yemeyeyim demiyorsun. Ne bulursan mideye. Ulan bir hesap yapsan Allah için günde kazandığın para yediğin içtiğine yetmiyor pezevenk. Bu sana son ihtarım. Ant olsun bir daha senin hakkında bir şikayet duyarım öbür bacağını değil topuğundan dizinden kopartırım aylarca duramazsın acısından.
O gece sabaha kadar gözünü kapatmadı.Bulabildiği ilk fırsatta kaçacaktı buralardan.İlk fırsatta.
Günler haftalar aylar yıllar birbirlerini kovalarken on beş yaşlarına gelmiş boyu posu iyiden iyiye gelişmiş serpilmişti. Kafaya iyice koymuştu artık kaçmayı. Bir yolunu bulup buralardan uzaklaşmalı gidebileceği kadar uzakta kendine yeni bir hayat kurmalıydı ama nasıl? Hiç bir şey bilmiyordu hayata dair. Hiç bir tecrübesi yoktu. Ama bir şeyi çok iyi biliyordu. Açlıktan öleceğini bilse bunlardan kurtulunca asla el açmayacaktı bir daha. Allah’ın hiç bir kulu onu bir köşe başı yada köprü üstünde göremeyecekti. Ölümüne kararlıydı.
ÖLÜMÜNE.
Bir akşam havanın kararmaya yüz tuttuğu saatlerde yüz metre kadar gerisinde bekleyen grup lideri ziya yanına geldi.
-Bana bak lan mesut. Ben aşağıya çakal nuri’ye bakmaya gidiyorum. Orda durumlar iyiyse onu buraya getirip seni oraya götüreyim. Çakal burayı hareketlendirmeyi bilir.
Lafı biter bitmez uzaklaştı yanından. Daha beş dakika geçmeden üç haftadır planladığı türde üstü yarı açık bir kamyonet tam yanında durdu. Işığa baktı daha otuz beş saniye vardı. Hızla köşeye gidip caddeye bir göz attı. Ziya ortalarda gözükmüyordu. Ağır adımlarla geri doğru yürüdü şöförün dikkatini çekmemek için. Kamyonetin tam dibinden gidiyordu. Geriye dönüp ışığa tekrar baktı yedi saniye kalmıştı. Üç saniye daha bekleyip arkasına geçtiğin de bir arka arabadaki kadınla göz göze geldiler. Elini dudaklarına götürüp garip acıtıcı bir ifadeyle “sus” işareti yaptı. Kadın başını hafifçe eğerek onayladı bu isteği. Sağ eliyle kasanın kenarından tutup ani ve çevik bir hareketle saniye sürmeden kendini kasanın içine atıp yere uzandı. Kadın şaşkın bakışlarla öylece kalakalmıştı ki yeşil ışık yanıp arabalar hareket etmeye başladığında Mesut’un kalbi yerinden çıkacakmış gibi atmaya başlamıştı. Bu ilk saniyeler hiç geçmemişti o an. Kamyonetin kağnı gibi hareket ettiğini düşünüp haksızlık yaptı hayatında ilk defa. Kamyonetin şoförü sanki Mesut’un farkındaymış ve onu özgürlüğüne uçurmak ister gibi hızla
uzaklaşıyordu bulundukları yerden. Allah’ı vardı şoförün ne yaptığını bilmese de iyi yapıyordu. Az ilerdeki ışıklarda sarının kırmızıya döndüğü anda bir an duracak gibi yavaşladıysa da kararsızlığını yenip tekrar yüklendi gaza ve kırmızıyı ucu ucuna geçti.
Allah’ın işi ya bir sonraki ışıklarda da trafik suçu işleyerek kırmızıda geçti. Mesut o anda aklından “şansa bak” diyordu.
-Hep yeşile rastladık.
Kaynak : http://www.hikayeler.net/yazilar/44018/gelecegi-karrtmak-11-/ - Ekleyen : Kenan Ocak
Not : "Geleceği Karrtmak (11)" isimli hikayenin tüm hakları yazarına aittir. Amacımız belirli kişiler tarafından yazılmış yazıların daha çok okuyucu kitleye ulaştırarak daha fazla kişi tarafından okunup yararlı olmasını sağlamaktır. Hikayenin bu sitede yer almasından rahatsız olan yazar, hikayenin silinmesini istediği takdirde sistemden silinecektir.
Ayrıca bize hikayelerinizi gönderebilirsiniz.
İletişim
Yorumlar
Bu Yazıya Hiç Yorum Yazılmamış
İlk Yorum Yazan Siz Olmak İstermisiniz ?
Benzer Yazılar
- Ölümün Nerede Geleceği Belli Olmaz
- Dostluğu, sevgiyi ve geleceği
- Geleceği Oluşturacak
- Uykuda Geleceği Görme
- Geleceği Uyanıkken Gördüm !
- Geleceği rüyamızda görebilirmiyiz ????
- Kordon kanıyla geleceği sigortalayın
- Ürolojik problemler geleceği etkiliyor
- Diyabet tedavisinin geleceği[PDT®]
- Yüzünüz Geleceği Anlatıyor!
- Geleceği Karrtmak (11)
- Geleceği Karartmak ( 10)
- Geleceği Karartmak (9)
- Geleceği Karartmak (4)
- Geleceği Karartmak (3)